|
19 January 2012
Doç. Dr. Soyalp TAMÇELİK
Gazi Üniversitesi, İİBF, Uluslararası İlişkiler Bölümü, Siyasî Tarih Anabilim Dalı.
Hâlbuki Aaland Adaları, asırlardan beri barış içinde yaşayan iki İskandinav ülkesi, İsveç ve Finlandiya arasında yer almaktadır. Aslında burası, 23.000 İsveç kökenliden oluşan nüfusuyla, küçük bir kara parçasıdır. Dolayısıyla Kıbrıs ile Aaland Adaları’nın hiçbir benzer yanı yoktur. Kaldı ki Aaland Adaları üzerinde, birbiriyle çatışan iki toplum da yoktur. Hatta büyük çoğunluğu, İsveç kökenlilerden oluşmaktadır.[1] Bu ülkede, özellikle sokak isimleri dahi biri Fince, diğeri İsveççe olmak üzere iki dilde yazılmaktadır. Çünkü Fince yanında, İsveççe de resmi dil sayılmaktadır.[2]
Buna karşın Kıbrıs’ta, iki ayrı ulus vardır. Bunlar arasında 1960’ta eşitlik ilkesine dayalı bir fonksiyonel federasyon sağlanmış ve kurulan anayasal düzen garantör devletler tarafından güvence altına alınmıştır. Özellikle eşitlikleri kabul edilmiş bu iki ayrı ulusa mensup toplumlar, farklı dili konuşmakta ve farklı dine inanmaktadırlar. Ayrıca taraflardan biri, Megali İdea adı verilen büyük bir ülkü için uğruna uzun yıllar mücadele vermiş, taraflardan diğeri ise Taksim teziyle millî ve siyasal hüviyetini korumaya çalışmıştır. Aynı zamanda Kıbrıs’taki garantör ülkelerinin, İsveç ve Finlandiya arasında olduğu gibi, barışçı ilişliler de tesis edilememiştir.
Bunun yanı sıra Aaland ve Kıbrıs örneğinde olduğu gibi, taraflar arasında uygulanacak muafiyetlerin veya istisnaî hükümlerin içeriği de birbirinden farklı olacaktır. Çünkü Aaland Adalarına ilişkin olarak öngörülen muafiyetler ve istisnalar, Kıbrıs’ta toplumlar arasında uygulanacak nitelikte değildirler. Bir an için İsveç ve Finlandiya arasında bir uyuşmazlık çıktığını düşünelim... Her şeyden önce bu ihlâle karşı çıkacak AB üyesi bir diğer devletin olması kuvvetle muhtemeldir.
Bir başka deyişle Katılım Antlaşması’nda yer alan hükümlere karşı bir uygulama söz konusu olursa, iki devletten biri İsveç veya Finlandiya, konuyu Avrupa Birliği Adalet Divanı’na (ABAD) götürebilecektir. Bu açıdan Katılım Antlaşması’nda yer alan ilgili hükümlerin garanti altına alınabilmesi, o ülkenin, Birliğe tam üye olarak temsil edilmesiyle mümkün olabilecektir. İki ayrı üye devlet olarak İsveç ve Finlandiya, herhangi birinin Anlaşma’yı ihlâl etmesi durumunda, diğerinin Adalet Divanı’nda dava açma yetkisi bulunmaktadır. Hâlbuki federal bir yapı içinde, federe devletlerden herhangi birine ait hakların güvence altına alınması gerekirken, bu hakların değiştirilmek istenmesi halinde, o üye devletin veya federal devletin ‘iç işleri’[3] şeklinde değerlendirilmeyeceği ne malumdur. Örneğin Kıbrıs’ta kurulması istenen yeni sistemde, federe devletlerden herhangi biri, diğer bir federe devleti veya kendi merkezi hükümetini Adalet Divanı’na götürüp, dava edebilecek midir? İşte bu durum, Kıbrıs meselesi için tartışılması gereken gerçekçi bir sorun olarak ortada durmaktadır.
Hâlbuki herkesin bildiği gibi Adalet Divanı, üye devletlerin kendi egemenlik sınırları içinde çıkabilecek herhangi bir dahili ihtilafın çözüm merkezi konumunda değildir. Bu tür ihtilaflar, o üye devletin kendi yargı mercilerinde, yani Anayasa Mahkemesi’nde çözümlenmesi istenmektedir. Çünkü bu konu, ulusal egemenlik kavramına giren bir mevzu olarak görülmektedir. Tıpkı Türk belediyelerin kurulmasına ilişkin hükümlerin, Rumlar tarafından ihlâl edilmesi üzerine Anayasa Mahkemesi’nde dava açılması gibi bir durumla karşı karşıya kalınacaktır.
Bir an için Kıbrıs’ta kurulan yeni sisteme göre herhangi bir federe devletin, diğer bir federe devlete veya daha üst çatıya, yani merkezî federal hükümete böyle bir dava açtığını düşünelim.
Aslında Kıbrıs’taki federe bir devletin, Lüksemburg’da böyle bir dava açabileceği düşünülse bile, istisnaî hükümlerin hiçbir şekilde yaptırım gücü olmadığı için haksızlığın giderilemeyeceği ortadadır. Kaldı ki Adalet Divanı, bu tür bir davayı sonuçlandırabilmek için en az iki yıl geçeceği, karar alındıktan sonra bile bu kararların uygulanmasında ciddi birtakım sorunların bulunacağı göz önüne alınırsa, yaşanabilecek sıkıntıları düşünmek hiç de zor değildir. Zira günümüzde, bu tür istisnaî hükümlerin, yeteri derecede güvence vermediği, artık çok açıktır.
Üye sayısı 27 veya daha fazla olması muhtemel olan bir AB’de, örneğin ilgili ülke Anayasası’na aykırı davranan bir federe devletin, diğer bir federe devletin haklarını çiğnemesi, vatandaşlarının taciz etmesi, can ve mal güvenliğini ihlâl etmesi durumunda kim, hangi koşullarda, nasıl ve ne yapabileceği ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkacaktır. Hele hele ilgili üye devletin merkezî hükümetine, destek olacağı muhtemel bir başka üye devlet olması halinde, bu durum daha da vahim bir hâl alması kuvvetle muhtemel olacaktır. Örneğin, Federal Kıbrıs Cumhuriyeti içinde Rumların, Kıbrıs Türk federe devletinin haklarını ihlâl etmesi hâlinde, bunun tam tersi de olabilir, tam üye olarak AB içinde temsil edilen Yunanistan’ın, var gücüyle Kıbrıslı Rumları desteklemeyeceği düşünülebilir mi? Peki bu durumda, anlaşmalarda öngörülen istisnaî hükümlerin, kimlerce ve ne şekilde uygulayacağı belirsiz iken, bu tür hükümlere muteber etmek pek de akılcı bir iş değildir. Dolayısıyla Rumların, Aaland Adaları örneğinde olduğu gibi, hiç ilgisi olmayan konuları emsal göstermesi ve AB garantisinin, etkili olabileceğini öne sürmesi tamamen taksitsel bir davranmış olarak görülmelidir.
Özellikle Aaland Adaları örneğinde olduğu gibi, İsveç ve Finlandiya, AB üyesi olduklarından, isterlerse Divan’da birbirleri aleyhine dava açabileceklerdir. Ancak esas olarak Aaland Adası halkı, bölge meclisi veya benzeri tüzel kişiliğe ait kurumlar, hiçbir şekilde dava açacak durumda değildirler.[4] Zira Aaland Adaları, üye devlet konumunda bulunmamaktadırlar. Bu yüzden Kıbrıslı Türklerin, Katılım Antlaşması’nda öngörülen istisnaî maddelerin hukukî bir güvence sağlayabilmesi için KKTC’nin veya Federe Kıbrıs Türk Devleti’nin, bağımsız bir devlet olarak tam üye olması gerekecektir. İşte o zaman Kıbrıslı Türkler, herhangi bir ihlâl durumunda dava açabileceklerdir. Ama şu bir gerçektir ki, Adalet Divanı’nda açılan davaların iki yıldan önce çözümlenemediği, uygulamanın ve temyizin güçlüklerle karşılaştığı dikkate alındığında, bunun fiiliyatta ne kadar etkili bir güvence olduğu da tartışmalı bir konudur.
Kaldı ki Federal Kıbrıs Cumhuriyeti gibi, paydaşlardan birinin Rum olacağı bağımsız bir devletin, tam üye olsa bile, kurumsal yapı dikkate alındığında küçük bir devlet olacağı için sesi pek de güçlü çıkmayacaktır. Ayrıca Kıbrıslı Türklerin, Birlik içinde aynı grupta yer alabileceği herhangi bir üye ülkeler topluluğu da yoktur. Hâlbuki Rumların arkasında, tam üyeliğin bütün avantajlarından yararlanan Yunanistan olacağı ve geleneksel olarak Yunan dostluğuna eğilimli birkaç üye devletin de bu cenahta yer alabileceği unutulmamalıdır. Hatta bazı üye devletler, hiç alâkasız bir konuda Yunanistan’ın reyini alabilmek için Rum girişimlerine de destek verebileceği akılda tutulmalıdır.
Bilindiği gibi AB kurumlarında karar alınırken, karşılıklı pazarlıkların, gruplaşmaların ve koalisyonların yaşanması pek doğaldır. Dolayısıyla Yunanistan’ın Birlik içinde yer alması karşısında, bağımsız bir devlet dahi olsa bile, tam üye statüsüyle AB’de yer alacak bir Kıbrıs Türk Federe Devleti’nin, ne kadar yalnız ve güçsüz kalacağı ortadadır. İşte bu nedenledir ki Türkiye, tam üye olmadan Kıbrıslı Türklerin tek başına AB içinde yer alması millî kimlik ve varlık açısından çok ciddi sorunlara yol açabilecektir. Bundan dolayı Türkiye ile Yunanistan arasındaki sorunlar çözülmeden, Kıbrıslı Türklerin, çeşitli istisnaî güvencelere dayanarak AB’ye girmesi, dikkatlice incelenmesi gereken bir konudur. Zira Türkiye’nin AB’ye girmesinden önce, federal bir Kıbrıs’ın AB üyesi olması, Kıbrıslı Türklerin çıkarlarının korunması açısından oldukça zordur. Özellikle bu şekliyle çıkarların, Birliğin kurumsal yapısı içinde korunması güç olacaktır. Aslında Kıbrıs gibi çok önemli sorunları olan ve kendi içinde egemenliğini çözemeyen bir ülkenin, AB gibi, üyelerinin ‘egemenlik haklarını’, kısmen de olsa ‘AB kurumlarına devrettiği’[5] bir birliğe üye olarak kabul edilmesi, beraberinde çok ciddi sorunları da getirmiştir.
Şurası muhakkaktır ki, Kıbrıs’taki Türk haklarının, AB’nin bugünkü kurumsal yapısı içinde güvence altına alınsa bile, AB’nin ileride alacağı yeni şekil içinde bu hakların geçerli olup olamayacağı belli değildir. Bir başka deyişle Kıbrıslı Türkler için en geç on yıl içinde köklü değişikliklerin veya kurumsal reformların yapılacağı bir Birliğe, tam üye olmanın getirebileceği sıkıntıları iyi hesaplamak gerekmektedir. Özellikle gelecekte ne olacağı bilinmeyen böyle bir uluslarüstü birliğe, Kıbrıs’ın federal bir yapı içinde girmesi, ‘gözü kapalı’ kabul edilebilecek bir iş değildir. Bu nedenle ileriki zamanlarda yapılacak değişikliklerde söz sahibi olabilmenin tek yolu, egemenlik haklarının tescil ettirilmesinden başka bir seçeneği bırakmamıştır. Bunun için de Birliğe, bağımsız ve egemen bir devlet olarak girmek gerekmektedir. Böylece Kurucu Anlaşmalarda yapılacak aleyhteki değişiklikler, veto hakkıyla dengelenebilecektir.
Gerçi birtakım araştırmacılara göre Kıbrıs Türk toplumu, eğer egemenlik hakları tanınmadan AB’ye üye olursa, geleceğe yönelik ‘seçim hakkını’ kaybedecek veya ‘geri dönüşü olmayan bir yola’[6] girecektir. Dolayısıyla egemenlik hakkının kabul edilmemesi, Kıbrıs Türk toplumunun geleceğine ilişkin tüm seçenekleri ve hareket serbestîsini ortadan kaldırabilecektir. Zaten günümüzde Birlikle ilgili anlaşmaların değiştirilmesi veya yeni üye kabulü gibi birkaç önemli konu dışında, diğer tüm konular, ‘oy çokluğu’ ile alınmaktadır. Ne var ki Birlikte, anlaşmalar değiştirilmeden de oy çokluğu ile kapsamlı değişiklikler yapılabilmektedir. Bu durumda, tam üye olsa bile küçük bir devletin, kararları engelleyebilme veya değiştirebilme yetisi oldukça azdır. Bu nedenle kurumsal dengeler açısından Türkiye’nin tam üye olmadığı bir Birliğin, iki yüz bin nüfuslu ‘Federal Kıbrıs Türk Devleti’ne yeterli garantileri sağlaması mümkün değildir.
Özellikle AB’nin kurumsal yapısında veya karar alma süreçlerinde, Türklerin haklarının korunması için ne gibi yarar sağlayacağı sorusu, ciddi bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla bu problemi, kurulması düşünülen Kıbrıs Türk Federe Devleti açısından da irdelemek gerekecektir. Ancak bu durum, Türkiye’nin ‘AB içinde yer alması’ ile ‘AB dışında kalması’ olasılıkları çerçevesinde irdelenmelidir.
Konuya bu çerçeveden bakılacak olursa, birçok araştırmacı, Kıbrıs’ta imzalanacak bir çözümün, ileride AB’nin karar alma mekanizmalarında yapılacak köklü bir değişiklikle, bu anlaşmanın anlamsız hale gelebileceğini düşünmektedirler. Dolayısıyla AB üyeliği olsa bile, Kıbrıs’ta kabul edilecek federal bir sistemin Kıbrıslı Türkler için sakıncalı bir durum doğuracağı ortadadır. Örneğin eşit egemenlik hakkının tanınması veya buna dair federasyonun oluşturulması hâlinde bile, AB kurumlarında Kıbrıs Türk Federe Devleti’nin temsili mümkün olmayacaktır. Hâl bu merkezdeyken Kıbrıslı Türklerin bağımsız bir devlet olarak kabul edilmesine, hatta ve hatta tam üye olmasına rağmen, Türkiye’nin Birliğe katılmaması hâlinde, bunların hiçbirinin ağırlığı olmayacağı ortadadır. Bundan hareketle Avrupa Birliği’nde kurumsal değişikliklerin yapılacağı bir sırada, Kıbrıs Türk Federe Devleti’nin ne olacağı meçhul bir Birliğe üye olması, gerçekçi bir yaklaşım değildir.
Hâlbuki Kıbrıslı Türklerin hakları, üye olduktan sonra, bizzat AB tarafından korunacağına dair görüş yaygındır. Bununla ilgili düşünce, Hükümetlerarası Konferans’ta alınan karar gereği hukuk devletini, demokrasiyi ve insan haklarını ihlâl eden üyelere karşı ‘yaptırım uygulanacağını’[7] belirten karara dayanmaktadır. Acaba AB, oluşturulması düşünülen ‘Federal Kıbrıs Devleti’nde, aynen 1963’te olduğu gibi, taraflardan biri Anayasa’yı ihlâl eder, temel insan hak ve özgürlükleri çiğner ve hukuk devletinin ilkelerini yok sayarsa, Kıbrıs’ta ilgili tarafa ‘yaptırım’ uygulayabilecek midir? Bu varsayımdan hareketle AB içinde ‘yaptırım’ mekanizmasının nasıl çalıştığına bakılacak olursa, şöyle bir durum ortaya çıkacaktır.
Her şeyden önce Kıbrıslı Rumların yaptığı ihlâllere karşı ‘yaptırım’ uygulanabilmesi için önce bu yönde bir teklifin hazırlanması gerekecektir. Ancak bu teklifi, sadece AB Komisyonu yapabilmektedir. Ne var ki Komisyon, öne sürülen iddiaların ‘ciddi’ ve ‘gerçekçi’ olmadığını ileri sürerek ‘hareketsiz’[8] de kalabilecektir. Ayrıca Komisyon’da görevli Yunanlı ve Kıbrıslı Rum üyelerin, böyle bir kararın alınmasını engellemek için çaba harcayacakları da unutulmamalıdır. Kaldı ki tam üye olmadığından Türkiye, Komisyon’da üyesi de bulunmayacaktır. Dolayısıyla böyle bir kararın alınabilmesi için Komisyon’da en az 11 oya ihtiyaç vardır. En az iki oyun karşı olacağı belli iken, bu kararın alınmasını engellemek pek zor olmasa gerektir.
Aslında Komisyon, üye bir devlete karşı ‘yaptırım’ uygulayabilmesi için Konsey’e başvurabileceği gibi, aynı zamanda bir grup üye devlet de bunu yapabilmek için başvurabilecektir. Ancak böyle bir teklifin yapılabilmesi için Konsey’e, üye tam sayının en az üçte birinin[9] onaylaması gerekecektir. Ne var ki AB içinde üye bir devlete karşı ‘yaptırım’ uygulanması, ciddi sonuçları olan bir konudur. Dolayısıyla bununla ilgili teklifte bulunmayı göze alabilecek beş üye devletin bulunması, pek de kolay bir husus değildir. Ancak Kıbrıs’ta, insan hakları ihlâlleri göz ardı edilemeyecek boyutlara ulaşmış ise Komisyon veya beş üye devlet, böyle bir teklifi sunabilecektir.
Bu koşul yerine getirilmesinden sonra, ikinci aşamaya geçilecektir. Bu aşamada teklif, Devlet ve Hükümet Başkanlarından oluşan Konsey’e tevdi edilecektir. Ancak Konsey’de, böyle bir kararın kabulü için oybirliği şartı aranmaktadır. Ne var ki meseleye taraf olan devletin, karar alma sürecini engellememesi için o devletin oy kullanması men edilmiştir.[10] Bundan hareketle kurulması düşünülen Federal Kıbrıs Cumhuriyeti’nin oyu, dikkate alınmayacak ve Konsey’den karar onsuz alınacaktır. Gerçi bu değerlendirme, diğer üye devletler açısından uygulansa bile Kıbrıs için uygulanması pek mümkün olamayacaktır.
Örneğin insan hakları ihlâlinde bulunan Federal Kıbrıs Cumhuriyeti’ne yaptırım uygulanması için Komisyon veya beş üye devletin ikna edildiğini düşünelim. Ardından teklifin, Konsey’in önüne geldiğini varsayalım. Her şeyden önce bu kararın, Rumlar tarafından veto edilmemesi için ülke (Federal Kıbrıs Cumhuriyeti) oyu dikkate alınmayacaktır. Aslında bu durum, olumlu bir gelişmedir. Ancak Federal Kıbrıs Cumhuriyeti’nde Rumların vetosu yetkisi dikkate alınmasa da ihlâlin tespitine ilişkin kararın alınmasını, Atina rahatlıkla engelleyebilecektir. Özellikle AB kurumlarında, iki Helen Devleti’nin bulunduğu göz önünde alındığında, bunun pek de garip bir durum olmadığı görülecektir. Bu nedenle AB ve kurumları, Kıbrıslı Türkler için hiçbir şekilde güvence veremeyeceği açık beyan ortadadır.
Kaldı ki Kıbrıs’a uygulanacak ‘yaptırım’ kararının, ne ölçüde etkili olacağı da bir başka tartışma konusudur. Bununla ilgili olarak Kıbrıslı Rumların, bir süreliğine AB kurumlarında ‘oy hakkından yoksun’ olması, pek de önemli bir husus değildir.[11] Bu yüzden AB bütçesinden gelecek bazı fonların, geçici olarak durdurulması daha etkili olacaktır. Lakin bu tür yaptırımların, kısmi bir etki oluşturduğu da unutulmamalıdır. Dolayısıyla Kıbrıs’a böyle bir uygulama yapılsa dahi, ‘yaptırımların’ etkili olması mümkün değildir. Zira Kıbrıs, Konsey’de oy hakkını kaybetse bile, Yunanistan’ın tam üye olmasından ötürü Rum çıkarlarını korumaya devam edeceği ortadadır. Bu nedenle ‘yaptırımlar’ yürürlüğe girse bile, Kıbrıslı Türkler için bir güvence teşkil etmeyeceği açıktır.
Bu bağlamda Kıbrıslı Türkler için Türkiye’nin etkin garantisi, elzem bir konu olarak ortaya çıkmaktadır. Fakat AB süreci, bu durumu değiştirebilecek hüviyettedir. Her şeyden önce AB üyeliği, Türkiye’nin ‘garantör devlet’ statüsünü fiilen sınırlandıracaktır. Aslında anlaşmada böyle bir hüküm yer almasa bile, bir süre daha AB dışında kalacağı anlaşılan Türkiye’nin, adaya dışarıdan etkin bir şekilde müdahalesi büyük ölçüde imkânsızlaşacaktır. Bu durumda Rumların, dilediğini yapması mümkün olabilecektir.
Ne var ki “federasyon sağlansın ve AB üyesi olalım; ardından da Türkiye’nin etkin garantisi devam etsin”[12] diyenlerin bir kısmı, herhangi bir Rum saldırısına karşı Türkiye’nin garantörlüğünün caydırıcı etkisi olacağına inanmaktadır. Ancak Kıbrıs’ın AB üyesi olduktan sonra Türkiye’nin garantörlük etkisinin kısmen azalacağı ortadadır. Çünkü Kıbrıs’ın, AB üyesi olduğu ve Türkiye’nin, AB dışında kaldığı bir ortamda, Türkiye’nin ‘garantör devlet’ olarak kabul edilmesinin bir anlamı olmayacaktır.
Peki, bu durumda Kıbrıslı Türkler, garantilerle ilgili olarak ne düşünmektedirler? Her şeyden önce Kıbrıslı Türkler, Türkiye’nin etkin garantisi ve iki toplumun egemen eşitliği ilkesinden hareketle kurulacak iki toplumlu ve iki kesimli federal bir Kıbrıs Devleti’nin, AB üyesi olmadıkça kabul edilebilir bir çözüm olamayacağına inanmaktadırlar. Bu durumda 1960 Anayasası ve Garanti Antlaşması’nda yer alan ve uluslararası teşkilâtlara üye olma yasağını kapsayan hükmün uygulamasına aynen devam edilecektir. Ancak kalıcı bir formül üzerinde anlaşmaya varılması hâlinde, iki toplum arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi mümkün olabilecektir. Fakat bu görüş, Kıbrıslı Rumlar ve AB tarafından kabul edilmemektedir.
Bundan da anlaşılacağı üzerine Kıbrıslı Rumların garantilerle ilgili stratejik hedefi, 4 Temmuz 1990 tarihinde yeni bir şekil almıştır. Buna göre Kıbrıslı Rumlar, garantiler sistemini değiştirmek ve stratejik hedeflere ulaşmak için AB üyeliği sürecinden istifade etmek istemişlerdir. Özellikle Rumlar lideri Vasiliu’nun bu konudaki çalışmaları dikkat çekicidir. Vasiliu, her vesile ile en iyi garantinin AB’ye girmek olduğunu belirtmektedir.[13] Bundan da anlaşılıyor ki Kıbrıslı Rumların tek amacı, Türkiye’nin adadaki garantörlük hakkını sulandırmaktır.[14] Bunu da AB’ye üyelikle veya adaya ‘çok uluslu gücün’[15] getirilmesiyle yapmak istemektedirler. Dolayısıyla Kıbrıs Cumhuriyeti’nin böyle bir katılımdan elde edeceği kazançların, sadece siyasî ve ekonomik olmadığı ortadadır. Zira böyle bir katılımın, toprak güvenliğini de sağlayacağı açıktır.
Ne var ki 1996 yılından sonra AB’nin ortak dış politikasının ve savunma ilkelerinin bütünleştirilmesi hususları belirsizliğini korumaktadır. Ayrıca BAB[16] ile nihaî ilişkilerinde izleyeceği yol haritasındaki belirsizlik ise devam etmektedir. Dolayısıyla bu belirsizliğin, Kıbrıs’ta kurulmak istenen federasyona ne gibi bir etki yapacağı belli değildir. Buna rağmen Federal Kıbrıs Cumhuriyeti’nin AB’ye tam üye olması hâlinde, savunma açısından ciddi bir ‘caydırıcılık’[17] özelliği kazanacağı şüphesizdir. Böyle bir durumda Kıbrıs’la ilgili olarak yapılacak her türlü askerî hazırlık veya savunma doktrini etkili olacaktır.[18] Çünkü Rumlar, federal Kıbrıs’ın AB üyeliğine kabul edilmesi hâlinde, geçmişteki anlaşmaların yok sayılacağını iddia etmektedirler.[19] Çünkü Kıbrıs toprağının tamamı, AB toprağı sayılacağından, Türkiye’nin ‘garantörlüğü’ fiilen ortadan kalkacaktır.[20] Hatta Rumlar, AB’nin Kıbrıs’ın tamamını bir bütün saydığından, Türkiye’yi “Avrupa toprağını işgal etmiş bir ülke”[21] konumuna düşeceğini iddia etmektedirler. Hâlbuki 1960 Anlaşmaları, Türkiye ve Yunanistan’ın aynı anda üye olmadığı herhangi bir “uluslararası organizasyona, Kıbrıs’ın üye olmasını yasaklamaktadır.”[22] Aslında bu madde, iki toplumun karşılıklı çıkarları ve Kıbrıs’taki garantörler arasında eşitlik dengesini sağlamak için oluşturulan “koruma mekanizmasının” (safeguards system)[23] bir parçasıdır.
Aslında Kıbrıslı Rumların uluslararası garantiler sisteminin getirilmesine ilişkin tüm çalışmaları, mevcut garantiler sistemini sulandırmaya ve nihayette ortadan kaldırmaya yöneliktir. Bu konu ile ilgili olarak Denktaş’ın da ifade ettiği[24] gibi Garanti ve İttifak Antlaşmaları olmasaydı, Kıbrıs bugüne kadar Yunanistan tarafından kolonize edilmiş ve Kıbrıs Türk nüfusu, Girit örneğinde olduğu gibi Kıbrıs’tan dışlanmış olacaktı. Bu yüzden Türkler için AB’ye giriş, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin güvenliği açısından önemli bir “takviye”[25] aracı olarak görülmüştür.
Yunanistan’ın AB ile ilişkilerinden sorumlu eski Bakan Yannos Kranidiotis, AB’ye girildiğinde belirli kurallara uymak zorunda kalınacağını ve bu şekilde Kıbrıs’ın bağımsızlığını tam anlamıyla ‘garanti’[26] edileceğini ifade etmiştir. Rumların garantörlük müessesesine inanmadığını da belirten Kranidiotis, “1974’te Yunanlı garantör geldi ve buradaki yasal düzeni ortadan kaldırdı; yani darbe yaptı. Diğeri, ‘anayasal düzeni yeniden kuracağım’ diye gelen Türk garantör, adayı tam anlamıyla ikiye böldü. İngiliz garantör de bütün olup bitenlere seyirci kaldı. İşte bunun bir daha tekrarlanmasını istemiyoruz. Artık garantörün Avrupa olmasını istiyoruz”[27] demiştir. Dolayısıyla Kranidiotis, adaya hiçbir garantörün müdahale edemeyeceğine dikkat çekmiştir.
Aslında Rumların görüşüne göre Kıbrıs’ın AB’ye girmesi, Türkiye’nin Garanti Antlaşması’ndan kaynaklanan tek yanlı müdahale hakkını ortadan kalkmasına eş değerdir. Çünkü Türkiye’nin, AB üyesi bir ülkeye müdahale etmesi, aklın alacağı bir iş değildir.[28] Kaldı ki Kıbrıslı Rumların AB’ye girmiş olmasından dolayı, anayasal konularda veya Kıbrıslı Türklerin ileri sürdüğü birçok konuda, Rum tarafının eline ciddi kozlar vermektedir. Fakat her şeyden önemlisi, “Türk silahlı kuvvetlerinin Kıbrıs’tan çekilmesini”,[29] ancak bu yöntemle sağlayabileceklerine inanmışlardır.
Aslında bütün bunlar göstermektedir ki Rumlar, Kıbrıs’ta garantiler meselesini halledebilmek için tek müessesenin AB olduğuna ve bunun da yeterli olacağına inanmaktadırlar.[30] Hâlbuki AB, Kıbrıs’taki toplumların güvenliğini sağlayacak durumda değildir.[31] Kaldı ki Türkiye’nin Garanti Antlaşması’ndan doğan haklarının, “Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası”[32] çerçevesinde bir anlam taşıdığını da söylemek mümkün değildir. Zaten 27 üyeli bir AB’ye karşı, Türkiye’nin Garanti Antlaşması’yla ne yapabileceği ciddi bir tartışma konusudur. Bu gerçeği bilen Rumlar, Garanti Antlaşması’na uluslararası gücü eklemekle etkisiz hâle getirilmeye çalışmışlardır. Hâl böyle olunca Kıbrıs’ta çıkacak bir çatışmada garantör devlet olarak Türkiye, 27 veya daha fazla AB üyesi ile müzakere yapmak zorunda kalacaktır. Dolayısıyla Türkiye’nin müdahale hakkı, kâğıtta kalan bir ibare olacaktır.[33]
Bu süre zarfında İngiltere ise Kıbrıs’ta her iki tarafı da tatmin edecek bir uluslararası ‘Barış Gücü’ önermiştir. Aslında bunun anlamı, Garanti Antlaşması ile İttifak Antlaşması’nın sulandırılmasıdır.[34] Türk tarafı ise mevcut sistemden memnundur. Ancak memnun olmayan taraf, bu anlaşmaların geçersizliğini savunan Rumlardır. Çünkü Rumlar, değişen dünya ile birlikte, “eski döneme ait uluslararası kuruluşların aşındığını”[35] iddia etmektedirler. Hatta BM, NATO, AGİT ve benzerleri güç merkezlerinin, artık birer “tescil bürosu”[36] hâline geldiğine inanmaktadırlar. Dolayısıyla Rumlara göre yeni kavramlardan yola çıkılarak, yeni arayışları hayata geçirebilecek uluslararası kuruluşlara ihtiyaç vardır. Zira eski dünya sistematiği ve normları, artık tarafsızlıklarını ve inandırıcılıklarını kaybetmişlerdir.
Hâlbuki ABD’nin BM nezdindeki büyükelçisi Adlar Stevenson, Garanti Antlaşması’nı, Kıbrıs Cumhuriyeti’ni oluşturan organik düzenlemelerin ayrılmaz bir parçası olarak değerlendirmiştir.[37] Gerçekte de bu anlaşma, Kıbrıs Anayasası’nın temel maddelerinden birisidir. Dolayısıyla Türk tarafı, Rumların bu eylemini, Kıbrıs adasında gerginliği tırmandırmak için yapılan plânlı bir davranış olarak değerlendirmektedir. Ayrıca Türkler, adaya çok uluslu gücün yerleştirilmesini, Türkiye’nin etkin ve fiilî garantisini sulandırmak[38] anlamına geldiğini savunmaktadırlar. Bunun üzerine Türk tarafı, 1960 Garanti ve İttifak Antlaşmalarını doğrudan veya dolaylı bir şekilde değiştirilmesine teşebbüs edilmesini, açık bir ihlâl olarak telâkki edeceğini ve gerekli tedbirleri alacağını[39] ifade etmesine neden olmuştur.
Bütün bunlar göstermektedir ki, Bosna sonrasındaki ortamda, dinî ayrılıkların böylesine acımasızca ortaya çıkabildiği bir Avrupa’da, çifte standardın yaşandığı zaman kesitinde, Kıbrıs meselesine sadece dikkatle ve özenle değil, çok büyük bir ihtiyatla eğilmenin mutlak zorunluluğu doğmuştur.
Bu yüzden Kıbrıs’ta yapılabilecek en küçük hata, bir anda toplumsal çatışmaya yol açabileceği unutulmamalıdır. Hâl böyle olunca adadaki Türk ve Rum toplumlarının güvenliğini tehlikeye atabilecek en küçük ihtimali bile göz ardı etmemek gerekmektedir. Zira güvenlik konusu, hafife alınacak bir konu değildir.[40] Özellikle dış ülkelerle iyi geçinmek, hoş görünmek, aralarına kabul edilmek ve benzeri gerekçelerle yapabilecek en küçük yanlış, “ada toplumlarını kuşaklar boyu sürecek bir felaketin”[41] içine düşürebileceği unutmamalıdır.
Sonuç
Bütün bu süreçte Kıbrıslı Türklerden istenen, 1960 Anlaşmaları ile elde edilen haklardan, yetkilerden ve siyasî ortaklık statüsünden vazgeçilmesidir. Zaten bunlar, millî garanti sistemine dayandığı sürece geçerli olan haklardır.[42] Aslında ayrılıkçı Rumların bütün çabalarına rağmen Kıbrıslı Türklerin hâlâ ayakta durabilmelerinin nedeni, bütün bu hakların garanti sistemiyle korunuyor olmasından kaynaklanmaktadır. İşte Kıbrıslı Rumlar, bu sistemi değiştirerek, garanti sistemine uluslararası bir boyut kazandırmaya çalışmaktadırlar. Bunun için de yeni bir formül geliştirmişler ve uluslararası garanti sistemine Türk ve Yunan askerlerinin yanı sıra, bölgesel veya küresel birliklerin de bulunacağı bir yapıya dönüştürmeye çalışmışlardır. Dolayısıyla Rumlar, 1960 sistemini tamamen değiştirecek, yeni bir düzen tasarlamışlardır. Aslıda bu durum, şekli ne olursa olsun kurulacak yeni bir ortaklık Cumhuriyeti’nde, millî garantilerin ‘geçici’[43] bir şekle dönüştürülmesinden başka bir şey değildir.
Bununla ilgili olarak Rumların yaptığı ikinci stratejik atılım ise Kıbrıs’ın AB üyeliğine yaptığı başvurudur. Böylece Rumlar, Türkiye’nin Kıbrıs üzerindeki hak ve yetkilerini sınırlandırılabileceğini düşünmüşlerdir. Buna karşın Yunanistan’ın Kıbrıs üzerindeki hak ve yetkileri, AB yolu ile bir kez daha teyit edilmeye çalışılmıştır. Dolayısıyla iki ayrı Elen Cumhuriyeti, Avrupa’nın garantisi altında yeni bir ortaklığı ve işbirliği ile stratejik derinlik ve güç kazanacaktır, ki bunda da başarılı olmuşlardır. Özellikle Rum liderliğinin, Kıbrıs’ın, AB’ye girmesiyle birlikte Garanti Antlaşması’nın geçersiz olacağını belirtmesi boşuna değildir. Ancak ilginç olan husus, Rumların Kıbrıslı Türklerden, adanın bir an önce AB’ye girmesi için destek istemesidir.
Kıbrıslı Türkler ise Avrupa çerçevesinde bulunacak bir çözümün, toplumsal hak ve yetkilerin yok olabileceği için bu konuda temkinli davranmaktadırlar.
Gerçi AB yetkilileri de bu konuda Rumlar gibi düşünmektedirler. Özellikle 19 Mayıs 1995 tarihinde Cumhurbaşkanı Denktaş ile görüşen Fransa Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Claude Martin başkanlığındaki AB troykası, Garanti Antlaşması’nın zaman aşımına uğramış olduğunu ve çağdışı kaldığını belirtmiştir.[44] Bunun üzerine TBMM, Kıbrıs meselesiyle ilgili olarak bir deklârasyonla ilân etmiş ve Türkiye’nin, Kıbrıs’ta etkin ve fiilî garantisini eksiksiz olarak süreceğini, KKTC’ye vaki olacak herhangi bir saldırıyı, aynen Türkiye’ye yapılmış bir saldırı gibi addedeceğini belirtmiştir.[45]
Aslında TBMM’nin yayımladığı bu ‘Ortak Deklârasyon’, 1960 Garanti ve İttifak Antlaşmalarıyla oluşturulan garanti sisteminin, şimdiye kadar olduğu gibi, bundan sonra da devam edeceğini vurgulaması açısından dikkat çekicidir. Aynı zamanda bu deklârasyonda, söz konusu anlaşmaların doğrudan veya dolaylı olarak değiştirilmesine, Kıbrıs’ta ve bölgede, Türkiye ve Yunanistan arasında mevcut dengenin bozulmasına müsaade edilmeyeceği de ifade edilmiştir.[46]
Dolayısıyla 1960 Garanti ve İttifak Antlaşmaları ile var olan sistemin gerisine gitmek mümkün değildir. Bununla ilgili olarak tartışılabilecek bir başka konu da Kıbrıslı Rumların kendilerini güven içinde hissetme konusunda ne yapılabileceğidir.[47] Ne var ki sorun, aynı zamanda Kıbrıslı Türkler için de geçerlidir. Dolayısıyla adadaki güvenliği sağlayabilmek için her iki toplumun endişelerini giderecek yeni bir sistemin kurulması gerekecektir.
Yukarıda da görüleceği gibi iki tarafın tezlerine binaen incelenen garantiler konusu, salt tek başına ele alınsa bile, iki toplumun uzlaşması pek mümkün görünmemektedir. Örneğin bağımsızlık kavramı ele alındığında, Kıbrıs’ta büyük bir paradoks yaşanmaktadır. Rum tarafına göre ‘bağımsızlık mutlak olmalı ve hiçbir kayıt ve şart altına alınmamalıdır’. Aslından ilk bakışta bu ifade, son derece haklı gözükmektedir. Ancak kavramlar, ait oldukları sorunlara ve kullanıldıkları muhtevaya göre anlam taşırlar. Nitekim Rumlar, Türkiye’nin garantörlüğünü Kıbrıs’ın bağımsızlığına ipotek sayarken, Türkler ise bağımsızlığın ve devletin statüsünün devamını Türkiye’nin garantisine bağlı görmektedirler.
Özetle denilebilir ki, Rum tarafı bağımsızlık derken ‘sorumsuz’ bir bağımsızlıktan söz etmekte, Türk tarafı ise Türkiye’nin garantörlüğünü şart olarak öne sürerken, ‘sorumlu’ bağımsızlıktan bahsetmektedir.[48] Bir başka deyişle Rumlar, halk oylaması ile Kıbrıs’ın bağımsızlığını ortadan kaldıracak bir ‘bağımsızlıktan’ söz ederken, Türkler, bağımsızlığın devamı ve Enosis’e karşı Türk toplumunun güvence altında olması için Türkiye’nin garantörlüğünü istemektedirler.
Kıbrıslı Türklere göre eğer Rum tarafı, kabul edilebilecek bir çözümün samimi bir savunucusu ve inançlı bir takipçisiyse, onun istediği gibi bir devletin ve statüsünün bir başka devlet tarafından garantiye alınmasından kuşku duymaması gerekmektedir. Aksi takdirde Kıbrıslı Rumların, ancak ve ancak devlet statüsünün bozulması hâlinde işletilebilecek bir mekanizmaya şiddetle karşı çıkmaları, kabul ettikleri çözümde ve statünün devamında en ufak bir içtenliğe bile sahip olmadıkları anlamına gelecektir. Çünkü GKRY için Türkiye’nin garantisi, Enosis için büyük bir tehlike oluşturmaktadır.[49] Zaten Güney Kıbrıs’ın, Türkiye’ye yönelik ayrılıkçı duygular beslemesi, Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs’ta asker bulundurması için ikinci bir nedendir. Dolayısıyla Kıbrıslı Türklerin, sağlam temellere dayalı bir güvence istemeleri, kendi ulusal çıkarları ve toplumun bekası için normal bir davranış olarak görülmelidir.
Kaynakça:
“AB Garantisi”, Fileleftheros Gazetesi, 25 Nisan 1994, No: 3251, s. 18.
“AB Üyeliği ve Garantiler”, Fileleftheros Gazetesi, 14 Şubat 1995, No: 4399, s. 1.
“AKEL Meclis Grubu Sözcüsü Andreas Hristu ile Söyleşi”, Haravgi Gazetesi, 11 Eylül 1994, No: 801, s. 18.
A New Pattern of Relationship in Cyprus, The Turkish Cypriot Proposals of 11 October 1989, Published by The Public Information Office of The Turkish Republic of Northern Cyprus, Nicosia, 1990.
“Anketlerin Sonuçları”, Kıbrıs Gazetesi, 11 Temmuz 1992, No: 232, s. 21.
AKGÜN, Mensur. “BM Kurallarının İstisnaları”, Yeni Yüzyıl Gazetesi, 25 Nisan 1995, No: 63254, s. 17.
AKPINAR, Mehmet Ali. “Birleşmiş Milletler Çözüm Plânının Tam Metnini Açıklıyoruz”, KKTC Başbakanlık Enformasyon Müdürlüğü Arşivi, Dosya: BM Çözüm Plânları, Tarih: 1992.
ALANAT, Mümin. Doğu-Batı Siyasal Bütünleşmeleri ve Soğuk Savaş Dönemlerine Bir Bakış, ATAUM Ders Notları, Ankara, 1994.
ALASYA, Halil Fikret. “Bağımsızlık Mücadelemiz Dış Türklere Örnek Oldu”, Bayrak Gazetesi, 6 Ekim 1990, No: 56621, s. 7.
……………………….... “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti”, C. I., 2. Baskı, Türk Dünyası El Kitabı, TKAE Yayınları, Ankara, 1992, s. 523-556.
……………………….... “Super Power Should Get Their Hands Off Cyprus”, Kıbrıs Mektubu, (1987) 2, s. 66.
ALKAN, Hüseyin. “İşte Yeni Kıbrıs Plânı”, Hürriyet Gazetesi, 11 Aralık 2002, No: 633254, s. 18.
ALTAYLI, Fatih. “Anlaşmayı Kıvırıp Yutmamak İçin”, Hürriyet Gazetesi, 4 Aralık 2000, No: 89952, s. 19.
ALTUĞ, Yılmaz. “Kıbrıs Konusunda Rauf Denktaş’ın Dedikleri”, Türkiye Gazetesi, 21 Haziran 1997, No: 65521, s. 7.
ANCIN, Osman. “Kıbrıs’taki Türk Askeri Bu Aşamada Çekilemez”, Tercüman Gazetesi, 14 Aralık 1992, No: 952114, s. 17.
ANGELİDİS, Stavros. “İki Olumlu Oy”, Fileleftheros Gazetesi, 11 Ağustos 1991, No: 30214, s. 11.
ARSAVA, Ayşe Füsun. “1960 Kıbrıs Anlaşmalarının Hukukî Geçerliliği”, Proceedings of The Second International Congress for Cyprus Studies 24-27 November 1998, Vol. II, Eastern Mediterranean University Congress for Cyprus Studies Publications, Gazimağusa, 1999, s. 555-560.
“Atina’yı da Siz İkna Edin”, Hürriyet Gazetesi, 4 Aralık 2001, No: 451313, s. 21.
AYOMAMİTİS, Kostas. “Bir Rum Gazetecinin İzlenimleri – Kıbrıs Soruna Gerçekçi Bir Bakış”, Diethnistiki Prosklis Dergisi, Çev. Sabahattin Egeli, (Mayıs 1990), s. 3-14.
Background on The Cyprus Problem, Directorate General of Press and Information, Ünal Ofset Matbaacılık, Ankara, 1991.
BAŞAK, Cengiz. “Kıbrıs’ta Birleşmiş Milletlerin Polis Misyonu”, Proceedings of The Third International Congress for Cyprus Studies 13-17 November 2000, Vol. III, Eastern Mediterranean University Congress for Cyprus Studies Publications, Gazimağusa, 2000, s. 309-314.
“Batı Avrupa Birliği ve Rumlar”, Fileleftheros Gazetesi, 1 Şubat 1994, No: 4037, s. 5.
BERBERAKİS, Stalyo. “Yorgo ile Dobra Dobra”, Hürriyet Gazetesi, 20 Kasım 2000, No: 451125, s. 21.
BİBİNA, Iordanka. “Bulgar Basınında Kıbrıs Sorunu (1989-1999)”, Proceedings of The Third International Congress for Cyprus Studies 13-17 November 2000, Vol. III, Eastern Mediterranean University Congress for Cyprus Studies Publications, Gazimağusa, 2000, s. 325-345.
BİLGE, N. Hukuk Başlangıcı Dersleri, 5. Baskı, Ankara, 1966.
BİLGE, Suat. Türk – Yunan Siyasî İlişkileri: Büyük Düş, 21. Yüzyıl Yayınları, Ankara, 2000.
“Birleşmiş Milletler Çözüm Plânının Tam Metnini Açıklıyoruz”, KKTC Dışişleri ve Savunma Bakanlığı Arşivi, Dosya: Gali Plânı, Tarih: 1992.
BITSIOS, Dimitri S. Cyprus: The Vulnerable Republic, 2nd ed., Thessalonica, Greece: Institute for Balkan Studies, Salonica, 1975.
“BM Güvenlik Konseyi’nin 11 Ekim 1991 Tarih ve 716/1991 Sayılı Karar”, KKTC Cumhurbaşkanlığı Arşivi, Dosya: BM Çözüm Kararları, Tarih: 1991.
“Boşnaklar Ölümüne Direniyor”, Yeni Yüzyıl Gazetesi, 18 Temmuz 1995, No: 4064, s. 17.
BOZKURT, İsmail. “Yeni Dünya Düzeni ve Kıbrıs”, Ortam Gazetesi, 14 Ağustos 1992, No: 562, s. 14.
BÖLÜKBAŞI, Süha. Barışçı Çözümsüzlük, İmge Kitabevi Yayınları, İstanbul, 2001.
BUZAN, Barry. “New Patterns of Global Security in The Twenty-First Century”, International Affairs, LXVII (1991) 3, s. 86-102.
BUZAN, Barry. Ole Waever and Jaap de Wilde, Security: A New Framework for Analysis, Lynne Rienner Publishers, Boulder, 1998.
CEM, İsmail. “Irak, Bosna, Körüklenen Din Ayrışımı ve Kıbrıs”, Sabah Gazetesi, 7 Ocak 1992, No: 65124, s. 9.
CERRAHOĞLU, Zehra Yalçınkaya. Birleşmiş Milletler Gözetiminde Kıbrıs Sorunu İlke İlgili Olarak Yapılan Toplumlararası Görüşmeler (1968-1990), Kültür Bakanlığı Yayınları, İstanbul, 1998.
CLAUDE, Inis L. Jr. Power and International Relations, Random House, New York, 1962.
CLERIDES, Glafkos. Cyprus: My Deposition, Vol. IV, Alithia Publishing Co. Ltd., Nicosia, 1991.
ÇANDAR, Cengiz. “Budapeşte’nin Ardından”, Sabah Gazetesi, 8 Aralık 1994, No: 32106, s. 16.
DECAUX, Emmanuel. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı – AGİT, Çev.: Tunalı Alpkaya, Yeniyüzyıl Kitaplığı, İletişim Yayınları, Presse Universitaires De France, 1995.
DELİCEIRMAK, Orbay. (der.). Haklılık ve Kararlılık (Tepkiler Demeti), Lefkoşa, 1993.
……………………….... Toprak Konusu ve Rum Tutarsızlıkları 1964-1996, KKTC Cumhurbaşkanlığı Arşivi, Yayınlanmamış Özel Rapor, Lefkoşa, 1997.
……………………….... Yerinden Yeller Esen Anayasa, Lefkoşa, 1999.
“Demirel’in Demecine Tepki”, Fileleftheros Gazetesi, 30 Kasım 1992, No: 6039, s. 4.
“Denktaş’tan Sürpriz Öneri”, Milliyet Gazetesi, 22 Ekim 1998, No: 65421, s. 12.
DENKER, M. Sami. Kıbrıs Sorunu – Bir Millet ve Devletin Yaşama Hakkı, Türk Metal Sendikası Araştırma Bürosu Yayınları, Ankara, 2001.
DENKTAŞ, Raif Rauf. “Kıbrıs Meselesinde Son Durum”, Türkiye Diyanet Vakfı Haber Bülteni, (Ağustos 1997) 53, s. 26-27.
………………………... Dünü Bugünü Yarını ile Kıbrıs Davamız, Lefkoşa, 1991.
………………………... Kıbrıs Meselesinde Son Durum, Raif Denktaş Eğitim Vakfı Yayınları No: 2, Lefkoşa, 1996a.
………………………... Kıbrıs Meselesinde Vizyon-1994, Raif Denktaş Eğitim Vakfı Yayınları No: 1, Demokrat Matbaacılık, Lefkoşa, 1996b.
………………………... Rum-Yunan İkilisi: İstenmeyen Cumhuriyet’ten Nereye, Rauf Raif Eğitim Vakfı Yayınları, Lefkoşa, 1996c.
………………………... “Kıbrıs Meselesi Nedir?”, Kıbrıs Mektubu Dergisi, XIV (Mayıs-Haziran 2001) 3, s. 20-24.
DENKTAŞ, Serdar. “Güvenliğimiz Tam, Önümüz Açık”, Kıbrıs Mektubu Dergisi, X (Temmuz 1997) 4, s. 6.
“DİSİ: Boşluklar Doldurulmalı”, Agon Gazetesi, 18 Eylül 1992, No: 4512, s. 2.
“Draft Outline of A Comprehensive Settlement in Cyprus, 6 April 1989”, KKTC Cumhurbaşkanlığı Arşivi, Dosya: Çözüm Önerileri, Tarih: 1989.
EFEGİL, Ertan. “Kıbrıs’ta Bitmeyen Son Tango”, KÖK Araştırmalar Dergisi, IV (2002) 2, s. 23-36.
……………….. Temel Konular Işığında Annan Belgesi’nin Analizi, Gündoğan Yayınları, Ankara, 2003.
EKŞİ, Oktay. “Aynı Olay, Farklı Sonuç.....”, Hürriyet Gazetesi, 8 Aralık 1992, No: 63215, s. 1 ve 19.
FARLEY, Jonathan. “Turkey’s Foreign Policy”, The Round Table, (1995) 333, s. 71-92.
“Federasyon Anlayışımız”, Le Monde Gazetesi, 11 Ekim 1988, No: 321071, s. 1.
GAZİOĞLU, Ahmet C. “Fikirler Dizisinde Neler Var, Neler Yok-I”, Kıbrıs Mektubu Dergisi, X (Mayıs 1997) 3, s. 13-19.
………………………….. “Klerides’in İfadesi”, Yeni Kıbrıs Dergisi, VIII (Şubat-Mart 1991) 2, s. 4-7.
“Glafkos Klerides’in Sözleri”, Fileleftheros Gazetesi, 25 Nisan 1994, No: 10231, s. 21.
GOBI, Hugo. Rethinking Cyprus, Tel-Aviv University Press, Tel-Aviv, 1993.
GÖNLÜBOL, Mehmet. Uluslararası Politika İlkeler – Kavramlar – Kurumlar, 4. Baskı, Attila Kitabevi, Ankara, 1993.
“Görüşme Tutanakları”, KKTC Cumhurbaşkanlığı Arşivi, Dosya: Görüşme Tutanakları, Tarih: 1998.
GREENE, Fred. Dynamics of International Relations, New York, 1964.
GÜREL, Şükrü S. Tarihsel Boyut İçinde Türk-Yunan İlişkileri (1821-1993), Ümit Yayıncılık, Ankara, 1993.
GÜRSOY, Cevat R. “Kıbrıs Müşahedeleri”, Ankara Üniversite Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dergisi, XX (Temmuz-Aralık 1962) 3-4, s. 1-23.
“Güvenlik Konseyi Gali Raporu’nu Ele Alıyor”, Kıbrıs Gazetesi, 10 Nisan 1992, No: 2219, s. 8.
“Güvenlik Konseyi Gali Raporu’nu Ele Alıyor”, KKTC Başbakanlık Enformasyon Müdürlüğü Arşivi, Dosya: Gali Plânı, Tarih: 10 Nisan 1992, s. 8.
HERACLİDES, Alexis. Yunanistan ve Doğudan Gelen Tehlike Türkiye Türk-Yunan İlişkilerimde Çıkmazlar ve Çözüm Yolları, Çev. Mihalis Vasilyadis ve Herkül Millas, İletişim Yayınları, İstanbul, 2002.
Historic Resolutions on The Cyprus Question, TRNC Foreign and Defense Ministry Public Relation Office, Nicosia, 1997.
İSMAİL, Sabahattin. 100 Sorunda Kıbrıs Sorunu, Dilhan Ofset, Lefkoşa, 1992.
……………………. 150 Sorunda Kıbrıs Sorunu, Kastaş Yayınları, İstanbul, 1998a.
……………………. Kıbrıs Üzerine Bildiriler, Kıbrıs Araştırma ve Yayın Merkezi (CYREP) Yayınları, Lefkoşa, 1998b.
KABAALİOĞLU, Halûk. Avrupa Birliği ve Kıbrıs Sorunu, Yeditepe Üniversitesi Yayınları, İstanbul, 1997.
“Karar Almalıdır”, Yeni Haftalık Gazetesi, 2 Mayıs 1994, No: 112, s. 10.
“Kaynak”, Kıbrıs Gazetesi, 9 Şubat 1995, No: 654, s. 4.
“Kayseri Milletvekili Aykut Edibali’nin 30 Eylül 1992 Tarihinde TBMM Genel Kurulu’nun 9. Birleşiminde Kıbrıs Konusunda Yaptığı Gündem Dışı Konuşmanın Tam Metni”, TBMM Konuşması, 30 Eylül 1992.
KEPOĞLU, Halil. Kıbrıs Sorunu, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Bölümü Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 1995.
“Kıbrıs Rum Basını Özetleri”, Türk Ajansı Kıbrıs Arşivi, 1 Şubat 1994, s. 5.
“Kıbrıs Rum Basını Özetleri”, Türk Ajansı Kıbrıs Arşivi, 14 Şubat 1995, s. 1.
“Kıbrıs Rumlarını Savunmak Zorundayız”, Cumhuriyet Gazetesi, 23 Mart 1996, No: 92210, s. 17.
Kıbrıs Sorunu Gelişmeler ve Görüşmeler, SİSAV Yayınları, Reyo Matbaacılık, İstanbul, 1990.
Kıbrıs Sorunu ve Türkiye, Siyasî ve Sosyal Araştırmaları Vakfı – SİSAV, İstanbul, 1993.
“Kıbrıs Sorununun Kapsamlı Çözümü - 30 Mart 2004”, KKTC Cumhurbaşkanı Arşivi, Dosya: BM Önerileri – Annan Plânı, Tarih: 30 Mart 2004.
“Kıbrıs Türkü Ne İstiyor?”, Kıbrıs Gazetesi, 11 Temmuz 1992, No: 903, s. 3.
Kıbrıs’ın Dünü-Bugünü-Yarını, Harp Akademileri Komutanlığı Yayınları, İstanbul, 1995.
KILIÇKIRAN, Osman. Kıbrıs Meselesinin Tarihçesi ve Çözümü ile İlgili Kısa Bir Deneme, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayınları, Ankara 1990.
“KKTC Cumhurbaşkanı Rauf R. Denktaş’ın Rum Lideri Glafkos Klerides’e Yazdığı 22 Eylül 1996 Tarihli Mektup”, KKTC Cumhurbaşkanlığı Arşivi, Dosya: Mektuplar, Tarih: 1996.
“K.K.T.C. ile T.C. Arasındaki 20 Ocak 1997 Tarihli Ortak Deklârasyon”, KKTC Cumhurbaşkanlığı Arşivi, Dosya: Ortak Deklarasyon, Tarih: 1997.
“Klerides Ant İçti”, Simerini Gazetesi, 1 Mart 1993, No: 8082, s. 3.
“Klerides Boucher’ı Yalanlıyor”, Mahi Gazetesi, 1 Haziran 1996, No: 8991, s. 9.
“Klerides: Türkiye ve Denktaş Federal Bakanlar Kurulunda Eşit Temsiliyet İstiyorlar”, Fileleftheros Gazetesi, 13 Kasım 1994, No: 3294, s. 1.
“Klerides: Türklerle Yüzde 25 Toprak Yeterlidir”, Anadolu Ajansı, 21 Ocak 1992, s. 1.
“Klerides’in Konuşması”, Alithia Gazetesi, 30 Eylül 1992, No: 791, s. 1.
“Klerides’in Konuşması”, Simerini Gazetesi, 31 Aralık 1992, No: 4233, s. 1.
KOHEN, Sami. “Bosna Konusunda Ne, Nasıl, Neden?”, Milliyet Gazetesi, 22 Temmuz 1995, No: 41125, s. 15.
KONA, Gamze Güngörmüş. “BM Bosna’da Sadece Show Yapıyor”, Yeni Yüzyıl Gazetesi, 19 Temmuz 1995, No: 95223, s. 13.
KORUYUCU, Güner. Yugoslavya ve Birleşmiş Milletler Kararları, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkileri Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 1994.
KÖNİ, Hasan. “Uluslararası Siyaset Kuruluşları ve Bunların İşleyiş Yöntemleri”, Türk Hakları, Der. Mustafa Kahramanyol, Ahmet Yevesi Üniversitesi Yardım Vakfı Yayınları, Ankara, 1995, s. 49-59.
KRAMER, Heinz. “The Cyprus Problem and European Security”, Survival, XXXIX (Autumn 1997) 3, s. 16-32.
LAGAKOS, Evstathios. George Papulyas, Yoannis Cunis, Viron Theodoropulos. Dış Politikayla İlgili Düşünceler ve Arayışlar, Çev. KKTC Dışişleri ve Savunma Bakanlığı Tanıtma Dairesi, Lefkoşa, 1997.
LAIPSON, Ellen B. Cyprus: Status of U.N. Negotiations, USA Foreign Affairs and National Defense Division – March 8, 1990, Washington, 1990a.
LAIPSON, Ellen B. Cyprus: Turkish Cypriot Statehood and Prospects The Settlement, USA Foreign Affairs and National Defense Division – May 4, 1984, The Library of Congress Congressional Research Service, Washington, 1990b.
MANİSALI, Erol. “Türkiye’nin Önünde İki Yol Var”, Cumhuriyet Gazetesi, 24 Temmuz 1992, No: 75662, s. 18.
MARTIN, Paul. “Peace Keeping and The United Nations - The Broader View”, International Affairs, XL (1964), 2, s. 185-201.
“Matsis NATO Genel Sekreteri ile Görüşecek”, Fileleftheros Gazetesi, 15 Ekim 1995, No: 7102, s. 11.
“Meclis’ten Kıbrıs Deklârasyonu”, Sabah Gazetesi, 22 Ocak 1997, No: 35107, s. 12.
MORAN, Michael. Sovereignty Divided Essays on The International Dimensions of The Cyprus Problem, CYREP, Nicosia, 1998.
…………………... Why, So Far, The Cyprus Problem Has Remained Unsolved, Nicosia, 1997.
“NATO Değişimin Hedefine Ulaşması”, Belgelerle Türk Tarih Dergisi, (Nisan 2000) 39, s. 77-83.
“NATO ve AGİT’in Devreye Sokulması”, Vima Gazetesi, 3 Ağustos 1994, No: 4214, s. 1.
NECATIGIL, Zaim M. The Cyprus Question and The Turkish Position in International Law, Revised 2. Edition, Biddles Ltd Guildford and King’s Lynn, Oxford University Press, London, 1998.
“Neden Ayrı Devlet”, Fileleftheros Gazetesi, 19 Şubat 1995, No: 6022, s. 12.
“New Guarantees”, Alithia Gazetesi, 19 Ekim 1992, No: 125, s. 2.
“New Guarantees”, Alithia Gazetesi, 30 Eylül 1992, No: 551, s. 3.
Onur Öymen’le 30 Ocak 2003 tarihinde yapılan mülakat.
ÖZDAĞ, Muzaffer. Millî Bütünlük ve Güvenliğimiz, Atatürk Kültür Merkezi Yayınları, Ankara, 1997.
ÖZER, Gülendam. Deniz Cankat ve Bülent Göksan. “Hukuksal Boyutuyla Kıbrıs Sorunu”, Kıbrıs Mektubu Dergisi, XVI (Ocak – Şubat 2003) 1, s. 28-45.
ÖZGÜÇ, Tahsin, Türk Üniversitelerinin Kıbrıs Sorunu Hakkındaki Görüşü, Ankara, 1975.
ÖZKAN, İ. Reşat. “Barış ve..., İşte Srebrenica Düştü”, Yeni Yüzyıl Gazetesi, 18 Temmuz 1995, No: 32115, s. 15.
PADELFORD, Norman J. and George A. Lincoln. The Dynamics of International Politics, New York, 1962.
PAZARCI, Emin. “Tarihi Hatanın Sonucu”, Akşam Gazetesi, 7 Mayıs 1998, No: 63211, s. 14.
QUANDT, William B. Peacemaking and Politics, The Brookings’s Institutions, Washington D.C., 1986.
RIENOV, R. Contemporary International Politics, New York, 1961.
“Rum Basın Bülteni”, Türk Ajansı Kıbrıs Arşivi, 3 Ağustos 1994, s. 1.
“Rum Basın Özetleri”, Türk Ajansı Kıbrıs Arşivi, 19 Ekim 1992, s. 3.
“Rum Basını Bülteni”, Türk Ajansı Kıbrıs Arşivi, 1 Ağustos 1989, s. 73.
“Rum Basını Bülteni”, Türk Ajansı Kıbrıs Arşivi, 13 Haziran 1989, s. 61.
“Rum Basını Bülteni”, Türk Ajansı Kıbrıs Arşivi, 17 Temmuz 1992, s. 3.
“Rum Basını Bülteni”, Türk Ajansı Kıbrıs Arşivi, 18 Eylül 1992, s. 2.
“Rum Basını Bülteni”, Türk Ajansı Kıbrıs Arşivi, 26 Mayıs 1992, s. 3.
“Rum Basını Bülteni”, Türk Ajansı Kıbrıs Arşivi, 27 Eylül 1992, s. 3.
“Rum Basını Bülteni”, Türk Ajansı Kıbrıs Arşivi, 28 Ocak 1989, s. 49.
“Rum Basını Bülteni”, Türk Ajansı Kıbrıs Arşivi, 30 Kasım 1992, s. 4.
“Rum Basını Özetleri”, Türk Ajansı Kıbrıs Arşivi, 1 Mart 1993, s. 3.
“Rum Basını Özetleri”, Türk Ajansı Kıbrıs Arşivi, 11 Ekim 1988, s. 1.
“Rum Basını Özetleri”, Türk Ajansı Kıbrıs Arşivi, 22 Ağustos 1988, s. 1.
“Rum Basını Özetleri”, Türk Ajansı Kıbrıs Arşivi, 30 Eylül 1992, s. 1.
“Rum Basını Özetleri”, Türk Ajansı Kıbrıs Arşivi, 31 Aralık 1992, s. 1.
“Rum Basını Özetleri”, Türk Ajansı Kıbrıs Arşivi, 5 Temmuz 1990, s. 4.
“Rum Liderlerinin Demeçleri Klerides – 2 (1978-1993)”, KKTC Cumhurbaşkanlığı Arşivi, Dosya: Klerides’in Demeçleri, Tarih: 1993.
“Rum Önerilerinin Niteliği”, Simerini Gazetesi, 28 Ocak 1989, No: 1923, s. 49.
“Rum Radyosunun [RİK] Türkçe Programında GKRY Lideri Yorgo Vasiliu ile Yapılan Mülakat”, KKTC Cumhurbaşkanlığı Arşivi, Dosya: Rum Basın Bülteni, Tarih: 21 Şubat 1990.
“Rum Tarafından Barış Çağrısı”, Sabah Gazetesi, 22 Şubat 1997, No: 43971, s. 12.
“Rum Ulusal Konseyi Kararları - 1989”, KKTC Cumhurbaşkanlığı Arşivi, Dosya: Rum Ulusal Konseyi Kararları, Tarih: 1989.
“Rum Ulusal Konseyi”, Fileleftheros Gazetesi, 1 Ağustos 1989, No: 3221, s. 73.
“Rum Ulusal Konseyi”, Simerini Gazetesi, 13 Haziran 1989, No: 321, s. 61.
“Rumlar Kanton Bölgeler De İstiyor”, Kıbrıs Gazetesi, 16 Mart 2001, No: 302, s. 1.
“Rumlar, Makarios Haritasını Sunacaklar”, Fileleftheros Gazetesi, 17 Temmuz 1992, No: 3258, s. 3.
“Rum-Yunan İkilisinin Gerçek Niyetlerini Açığa Vuran Bir Belge”, Kuzey Kıbrıs Gazetesi, 5 Ekim 1987, No: 404, s. 7.
“S-300’ler Gelmez”, Cumhuriyet Gazetesi, 23 Temmuz 1998, No: 39021, s. 11.
“Sadece Birleşmiş Milletler Kıbrıs Sorunu Çözebilir”, Standart Gazetesi, 6 Mayıs 1993, No: 241, s. 9.
SADRAZAM, Halil. Kıbrıs’ta Varoluş Mücadelemiz Şehitlerimiz ve Anıtlarımız, Türkiye Şehitleri İmar Vakfı Yayınları, İstanbul, 1990.
SAFİRE, William. “Bosna’yı Clinton’ın Korkaklığı Mahvetti”, Yeni Yüzyıl Gazetesi, 17 Temmuz 1995, No: 95662, s. 17.
SAKMAN, Ünal. “Kıbrıs AB Üyesi Olmamalı”, Türkiye Gazetesi, 20 Ekim 1997, No: 9662, s. 18.
SALIH, Halil Ibrahim. Cyprus: The Impact of Diverse Nationalism on A State, University of Alabama Press, Alabama, 1978.
SARICA, Hasan. “Kıbrıslı Rumların Anlaması Gerekir”, Yenidüzen Gazetesi, 1 Nisan 1991, No: 923, s. 8.
SCHWARZENBERGER, G. “Beyond Power Politics?”, The Year Book of World Affairs, (1965), s. 229-243.
SELÇUK, İlhan. “Verirsek Kurtulur Muyuz?”, Cumhuriyet Gazetesi, 25 Temmuz 1992, No: 8521, s. 13.
“Set of Ideas on an Overall Framework Agreement on Cyprus (1992)”, KKTC Dışişleri ve Savunma Bakanlığı Arşivi, Dosya: Gali Plânı, Tarih: 1992.
“Sonuçsuz Görüşme Toplumları Yaralar”, Cumhuriyet Gazetesi, 27 Nisan 1997, No: 11202, s. 21.
SÖNMEZOĞLU, Faruk. Tarafların Tutum ve Tezleri Açısından Kıbrıs Sorunu (1945-1986), İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Yayınları, İstanbul, 1991.
STAVRINIDES, Zenon. The Cyprus Conflict – National Identity and Statehood, Nicosia, 1975.
“Talking Points”, KKTC Cumhurbaşkanlığı Arşivi, Dosya: Mike Bilirokis’e Sunduğu Konuşma Metni, Tarih: 1995.
“The EU Membership”, Eleftherotipia Gazetesi, 7 Kasım 1994, No: 8085, s. 2.
TAMÇELİK, Soyalp. “Rum-Yunan İttifakında Ortak Savunma Doktrini ve Özellikleri”, Stratejik Araştırmalar Dergisi - SAREM, VI (2008a) 12, s. 13-39.
…………………….... Kıbrıs Meselesinin Çözüm Plânları (BM’nin 789 Kararına Göre), Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayımlanmamış Doktora Tezi, Ankara, 2008b.
…………………….... Kıbrıs’ta Güvenlik Stratejileri ve Kriz Yönetimi, ODTÜ Yayınları, Ankara, 2009.
TAVŞANOĞLU, Leyla Emeç. Türk-Yunan Akîller Tartışılıyor, Çağdaş Yayınları, İstanbul, 1998.
The Turkish Cypriots, Turkish Republic of Northern Cyprus Ministry of Foreign Affairs and Defense Public Relations Department, Nicosia, 1997.
The United Nations and The Situation in The Former Yugoslavia, U.N. Department of Public Information Reference Paper, New York, 7 May 1993.
TOLUNER, Sevin. Milletlerarası Hukuk Dersleri – Devletin Yetkisi, 3. Baskı, Filiz Kitapevi, İstanbul, 1984.
“Toprak ve Garantiler”, Haravgi Gazetesi, 26 Mayıs 1992, No: 11231, s. 3.
TURAN, Teoman. “Kıbrıs’a Genel Bir Bakış”, Zaman Gazetesi, 24 Mart 1998, No: 89952, s. 12.
TÜMERKAN, Mete. “Kıbrıs’ın AB Üyeliği Sürecinde Türkiye Göz Ardı Edilemez”, Kıbrıs Mektubu, XV (Şubat – Mart 2002) 2, s. 12-14.
“Türk Ulusunun Menfaatleri”, Fileleftheros Gazetesi, 8 Ekim 1988, No: 225, s. 10.
“Türkiye’nin Garantörlüğü Kabul Edildi”, Cumhuriyet Gazetesi, 28 Haziran 1989, No: 12012, s. 1.
ULUÇ, Doğan. “Boşnak Katliamında Yunan ve Rus Parmağı”, Hürriyet Gazetesi, 1 Aralık 1995, No: 899651, s. 14.
…………….... “Denktaş ve Vasiliu Yumuşama Yarışında”, Sabah Gazetesi, 20 Haziran 1992, No: 62214, s. 18.
ULUENGİN, Hadi. “Bosna ve Kontak Anahtarı”, Hürriyet Gazetesi, 27 Mayıs 1995, No: 32901, s. 16.
Unknown Aspects of The Cyprus Reality, International Affairs Agency, Istanbul, 1992.
USLU, Nasuh. Türk – Amerikan İlişkilerinde Kıbrıs, 21. Yüzyıl Yayınları, Ankara, 2000.
ÜLMAN, Haluk. “Her Çözüm, Çözüm Değildir”, Yeni Günaydın Gazetesi, 24 Aralık 1992, No: 9662, s. 8.
ÜNAL, Hasan ve Birgül Demirtaş Coşkun. “Kıbrıs Meselesi: Kısa Tarihçesi, Mevcut Durum Analiz ve Muhtemel Senaryolar”, Stratejik Analiz Dergisi, I (Nisan 2001) 12, s. 38-54.
“Vasiliu: Kendi Kendiyle Evlenmek İstemeyen Politika”, Güneş Gazetesi, 22 Temmuz 1990, No: 291, s. 10-11.
“Vasiliu’nun Düşünceleri”, Agon Gazetesi, 27 Eylül 1992, No: 512, s. 3.
“Vasiliu’nun Görüşleri”, Fileleftheros Gazetesi, 22 Ağustos 1988, No: 7081, s. 1.
“Vasiliu’nun Konuşması”, Fileleftheros Gazetesi, 5 Temmuz 1990, No: 3094, s. 4.
“Vasiliu’nun Söyleşisi”, Kathimerini Gazetesi, 19 Ekim 1992, No: 20362, s. 3.
VURAL, Yücel. Kıbrıs’ta Etnik İlişkilerin Gelişim ve Siyasal Sisteme Etkileri, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi Anabilim Dalı Yayımlanmamış Doktora Tezi, Ankara, 1996.
WAEVER, Ole. “Securitization and Desecuritization”, Ronnie D. Lipschutz (ed.), on Security, Columbia University Press, New York, 1995, s. 58-81.
www.pio.gov.cy, The Official web of the Republic of Cyprus Press and Information Office (PIO) Lefkosia (Nicosia) Cyprus, (Kıbrıs Rum Kesimi’nin Dışişleri Bakanlığı’nın resmi yayın organıdır), Erişim tarihi: 28 Ağustos 2008.
“Yeni Ortaklık Devleti”, KKTC Cumhurbaşkanlığı Arşivi, Dosya: Türk Önerileri, Tarih: 29 Nisan 2002.
“Yorgo Vasiliu: İyi Bir Başlangıç”, Hürriyet Gazetesi, 10 Aralık 1992, No: 78551, s. 17.
“Yunanistan, Anavatan Değildir”, Yenidüzen Gazetesi, 10 Nisan 1992, No: 419, s. 1.
Yugoslav Survey: A Record of Facts and Information, The Situation in The Former Yugoslavia and The United Nations - V, Vol. XXXIV, Belgrade, 1993.
[1] Halûk Kabaalioğlu, Avrupa Birliği ve Kıbrıs Sorunu, Yeditepe Üniversitesi Yayınları, İstanbul, 1997, s. 352.
[2] Kabaalioğlu, a.g.e, s. 352.
[3] Kabaalioğlu, a.g.e, s. 353.
[4] Kabaalioğlu, a.g.e, s. 353.
[5] Kabaalioğlu, a.g.e, s. 378.
[6] Kabaalioğlu, a.g.e, s. 382.
[7] Kabaalioğlu, a.g.e, s. 362.
[8] Kabaalioğlu, a.g.e, s. 362.
[9] Kabaalioğlu, a.g.e, s. 362.
[10] Kabaalioğlu, a.g.e, s. 363.
[11] Kabaalioğlu, a.g.e, s. 363.
[12] Ünal Sakman, “Kıbrıs AB Üyesi Olmamalı”, Türkiye Gazetesi, 20 Ekim 1997, No: 9662, s. 18.
[13] “Vasiliu’nun Söyleşisi”, Kathimerini Gazetesi, 19 Ekim 1992, No: 20362, s. 3; “Rum Basın Özetleri”, Türk Ajansı Kıbrıs Arşivi, 19 Ekim 1992, s. 3.
[14] Teoman Turan, “Kıbrıs’a Genel Bir Bakış”, Zaman Gazetesi, 24 Mart 1998, No: 89952, s. 12.
[15] KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın 14 Ocak 1998 tarihinde KTAMS’dan Ali Rıza Kırçay ve Ali Seylani, TÜRK-SEN’den Önder Konuloğlu ve Nihat Elmas ile DEV-İŞ’den Salih Usar’ı kabul ederek, yaklaşık bir saat süren bir görüşme ile ilgili tutanaktan alınmıştır. “Görüşme Tutanakları”, KKTC Cumhurbaşkanlığı Arşivi, Dosya: Görüşme Tutanakları, Tarih: 1998.
[16] “Klerides Ant İçti”, Simerini Gazetesi, 1 Mart 1993, No: 8082, s. 3; “Rum Basını Özetleri”, Türk Ajansı Kıbrıs Arşivi, 1 Mart 1993, s. 3; “Rum Liderlerinin Demeçleri Klerides – 2 (1978-1993)”, KKTC Cumhurbaşkanlığı Arşivi, Dosya: Klerides’in Demeçleri, Tarih: 1993.
[17] “Batı Avrupa Birliği ve Rumlar”, Fileleftheros Gazetesi, 1 Şubat 1994, No: 4037, s. 5; “Kıbrıs Rum Basını Özetleri”, Türk Ajansı Kıbrıs Arşivi, 1 Şubat 1994, s. 5; “Atina’yı da Siz İkna Edin”, Hürriyet Gazetesi, 4 Aralık 2001, No: 451313, s. 21.
[18] Lagakos-Papulyas-Cunis-Theodoropulos, a.g.m., s. 5.
[19] Emin Pazarcı, “Tarihi Hatanın Sonucu”, Akşam Gazetesi, 7 Mayıs 1998, No: 63211, s. 14.
[20] “Glafkos Klerides’in Sözleri”, Fileleftheros Gazetesi, 25 Nisan 1994, No: 10231, s. 21.
[21] Fatih Altaylı, “Anlaşmayı Kıvırıp Yutmamak İçin”, Hürriyet Gazetesi, 4 Aralık 2000, No: 89952, s. 19.
[22] Cumhurbaşkanı Denktaş’ın 29 Ağustos 1995 tarihinde Amerikan Kongre üyesi Mike Bilirokis’e sunduğu konuşma metninden alınmıştır. “Talking Points”, KKTC Cumhurbaşkanlığı Arşivi, Dosya: Mike Bilirokis’e Sunduğu Konuşma Metni, Tarih: 1995.
[23] Cumhurbaşkanı Denktaş’ın 29 Ağustos 1995 tarihinde Amerikan Kongre üyesi Mike Bilirokis’e sunduğu konuşma metninden alınmıştır. “Talking Points”, KKTC Cumhurbaşkanlığı Arşivi, Dosya: Mike Bilirokis’e Sunduğu Konuşma Metni, Tarih: 1995.
[24] “KKTC Cumhurbaşkanı Rauf R. Denktaş’ın Rum Lideri Glafkos Klerides’e Yazdığı 22 Eylül 1996 Tarihli Mektup”, KKTC Cumhurbaşkanlığı Arşivi, Dosya: Mektuplar, Tarih: 1996.
[25] “Vasiliu’nun Konuşması”, Fileleftheros Gazetesi, 5 Temmuz 1990, No: 3094, s. 4; “Rum Basını Özetleri”, Türk Ajansı Kıbrıs Arşivi, 5 Temmuz 1990, s. 4.
[26] Denktaş, a.g.e., 1996c, s. 8.
[27] Denktaş, a.g.e., 1996c, s. 8.
[28] “AB Garantisi”, Fileleftheros Gazetesi, 25 Nisan 1994, No: 3251, s. 18.
[29] “Matsis NATO Genel Sekreteri ile Görüşecek”, Fileleftheros Gazetesi, 15 Ekim 1995, No: 7102, s. 11; Deliceırmak, a.g.e, 1993, s. 55-56; Deliceırmak, a.g.e., 1997, s. 158; Denktaş, a.g.m., 1997, s. 26.
[30] Kıbrıslı Rumların AB garantisinin yeterli olduğuna dair görüşleri için bkz... “Klerides’in Konuşması”, Alithia Gazetesi, 30 Eylül 1992, No: 791, s. 1; “Rum Basını Özetleri”, Türk Ajansı Kıbrıs Arşivi, 30 Eylül 1992, s. 1; “New Guarantees”, Alithia Gazetesi, 30 Eylül 1992, No: 551, s. 3; “New Guarantees”, Alithia Gazetesi, 19 Ekim 1992, No: 125, s. 2; “Rum Liderlerinin Demeçleri Klerides – 2 (1978-1993)”, KKTC Cumhurbaşkanlığı Arşivi, Dosya: Klerides’in Demeçleri, Tarih: 1993; “Sadece Birleşmiş Milletler Kıbrıs Sorunu Çözebilir”, Standart Gazetesi, 6 Mayıs 1993, No: 241, s. 9; “The EU Membership”, Eleftherotipia Gazetesi, 7 Kasım 1994, No: 8085, s. 2; “Neden Ayrı Devlet”, Fileleftheros Gazetesi, 19 Şubat 1995, No: 6022, s. 12; William Safire, “Bosna’yı Clinton’ın Korkaklığı Mahvetti”, Yeni Yüzyıl Gazetesi, 17 Temmuz 1995, No: 95662, s. 17; Denktaş, a.g.m., 1997, s. 27; İsmail, a.g.e., 1998a, s. 228; Deliceırmak, a.g.e., 1999, s. 29; Stalyo Berberakis, “Yorgo ile Dobra Dobra”, Hürriyet Gazetesi, 20 Kasım 2000, No: 451125, s. 21; Iordanka Bibina, “Bulgar Basınında Kıbrıs Sorunu (1989-1999)”, Proceedings of The Third International Congress for Cyprus Studies 13-17 November 2000, Vol. III, Eastern Mediterranean University Congress for Cyprus Studies Publications, Gazimağusa, 2000, s. 328.
[31] Suat Bilge, Türk – Yunan Siyasî İlişkileri: Büyük Düş, 21. Yüzyıl Yayınları, Ankara, 2000, s. 286.
[32] Gülendam Özer, Deniz Cankat ve Bülent Göksan. “Hukuksal Boyutuyla Kıbrıs Sorunu”, Kıbrıs Mektubu Dergisi, XVI (Ocak – Şubat 2003) 1, s. 32.
[33] “Sonuçsuz Görüşme Toplumları Yaralar”, Cumhuriyet Gazetesi, 27 Nisan 1997, No: 11202, s. 21; Tavşanoğlu, a.g.e., s. 158; Rauf Raif Denktaş, “Kıbrıs Meselesi Nedir?”, Kıbrıs Mektubu Dergisi, XIV (Mayıs-Haziran 2001) 3, s. 25.
[34] Denktaş, a.g.m., 1997, s. 26.
[35] İ. Reşat Özkan, “Barış ve..., İşte Srebrenica Düştü”, Yeni Yüzyıl Gazetesi, 18 Temmuz 1995, No: 32115, s. 15.
[36] Özkan, a.g.m., s. 15.
[37] Halil Ibrahim Salih, Cyprus: The Impact of Diverse Nationalism on A State, University of Alabama Press, Alabama, 1978, s. 37; Nasuh Uslu, Türk – Amerikan İlişkilerinde Kıbrıs, 21. Yüzyıl Yayınları, Ankara, 2000, s.78.
[38] İsmail, a.g.e., 1998a, s. 288.
[39] “K.K.T.C. ile T.C. Arasındaki 20 Ocak 1997 Tarihli Ortak Deklârasyon”, KKTC Cumhurbaşkanlığı Arşivi, Dosya: Ortak Deklarasyon, Tarih: 1997, s. 1; Historic Resolutions on The Cyprus Question, TRNC Foreign and Defence Ministry Public Relation Office, Nicosia, 1997, s. 34.
[40] Denktaş, a.g.m., 1997, s. 6; İsmail, a.g.e., 1998a, s. 261.
[41] İsmail Cem, “Irak, Bosna, Körüklenen Din Ayrışımı ve Kıbrıs”, Sabah Gazetesi, 7 Ocak 1992, No: 65124, s. 9.
[42] Bununla ilgili olarak bkz... Denktaş, a.g.e., 1996c, s. ii.
[43] Bununla ilgili olarak bkz... Denktaş, a.g.e., 1996c, s. iii.
[44] Onur Öymen’le 30 Ocak 2003 tarihinde yapılan mülakat...
[45] “Meclis’ten Kıbrıs Deklârasyonu”, Sabah Gazetesi, 22 Ocak 1997, No: 35107, s. 12.
[46] “Meclis’ten Kıbrıs Deklârasyonu”, Sabah Gazetesi, 22 Ocak 1997, No: 35107, s. 12; Historic Resolutions on The Cyprus Question, TRNC Foreign and Defence Ministry Public Relation Office, Nicosia, 1997, s. 32-36; Denktaş, a.g.e., 1996b, s. 13-16.
[47] Bununla ilgili olarak bkz... Hasan Sarıca, “Kıbrıslı Rumların Anlaması Gerekir”, Yenidüzen Gazetesi, 1 Nisan 1991, No: 923, s. 8.
[48] Unknown Aspects of The Cyprus Reality, International Affairs Agency, Istanbul, 1992, s. 94.
[49] Bununla ilgili ol bkz... Ahmet C. Gazioğlu, “Klerides’in İfadesi”, Yeni Kıbrıs Dergisi, VIII (Şubat-Mart 1991) 2, s. 6; Clerides, a.g.e., 1991, s. 53.
Müəllif hüquqları qorunur. Saytın materiallarına və bizim istinad etdiyimiz materillara qismən və tamamilə istinad edildiyində mənbə mütləq göstərilməlidir. |


