|
05 October 2010
Dr. Hatem Cabbarlı, Avrasya Güvenlik ve Strateji Araştırmalar Merkezi Başkanı
Azerbaycan 1991’de bağımsızlığını ilan ettikten hemen sonra ülkeye ilk giren yabancılar misyonerler olmuş ve bugüne kadar kendileri açısından başarılı sayılacak bir çok projelerini uygulamayı başarmıştır. Azerbaycan’da bugün, Yehova Şahitleri, Advintistler, Nehimiya, Hayat Sözü, Hayat Verici Lütuf, Birlik Kilisesi, Krişna, Bahai, Greater Grace (Daha Büyük Zerafet), Baptistler, Katolik, Protestan ve başka kurumlar misyonerlik faaliyeti ile meşgul olmaktadır.
Bugün Azerbaycan’da misyoner kuruluşların faaliyeti Azerbaycan’ın ulusal güvenliğini, milli birlik ve beraberliğini ciddi şekilde tehdit etmesine rağmen, hükümet bu kuruluşların faaliyetini kontrol etmekte oldukça zorlanmaktadır. Her şeyden önce, başta Amerika olmak üzere, bir çok Avrupa ülkesi Azerbaycan’da demokrasi ve insan hakları ile ilgili hazırladıkları raporlarda, misyoner kuruluşların faaliyetinin sınırlandırılmaması için Azerbaycan Hükümetine baskı uyguladıklarından dolayı, hükümet bazı durumlarda bu misyoner kuruluşların faaliyetine göz yummak zorunda kalmaktadır. Azerbaycan özellikle Avrupa Konseyine (AK) üye olduktan sonra misyoner faaliyetlerini ciddi şekilde kontrol edememiş, bu yönde yapılan girişimler de Konsey tarafından eleştirilmiştir.
Misyonerlerin Azerbaycan’da başarılı olmasının en büyük nedenleri şunlardır:
- Yetmiş yıllık Komünist rejimde İslam Dininin öğretilmemesi sonucunda din bilgisi ve kültürünün oldukça zayıf olması,
- Bağımsızlık sonrası ciddi ekonomik sorunlarla karşılaşan kişilerin misyonerler tarafından maddi açıdan desteklenmesi,
- Bağımsızlık ilan edilene kadar Kafkasya Müslümanları İdaresi’nin fiilen Azerbaycan Devlet Güvenli Komitesi’nin (KGB’nin) kontrolünde olması,
- Bağımsızlık sonrası Kafkasya Müslümanları İdaresi’nde yönetim kavgası ve bu kavgadaki bölünmüşlüğün günümüze kadar devam etmesi,
- Hükümet yetkililerinin bu konuyu ciddiye almamaları veya Avrupa’nın “demokrasi ve insan hakları” adına yapmış olduğu baskısı,
1993’te yayınlanan ve Protestan misyonerlerin el kitabı olarak kabul edilen “Operations World” adlı kitapta 1993 yılına kadar Azerbaycan’da iki binden fazla kişinin Hıristiyanlığı kabul ettiği bildirilmektedir. Misyonerlerin Azerbaycan’da faaliyetleri o kadar genişlemiştir ki Azerbaycan Dini Kurumlar Devlet Komitesi’nin (DKDK) Başkanı Rafig Aliyev, San Myön Mun’un lideri olduğu Birlik Kilisesi’nin üyesidir ve Hıristiyanlığı kabul etmiştir. Aliyev, 1996-2001 yılları arasında Birlik Kilisesi’nden kesintisiz bir şekilde maddi yardım almıştır. Aliyev, Birlik Kilisesi’nin ideolojisini Dünyada Barış İçin Kadınlar Federasyonu, Dünyada Barış ve Birlik İçin Aile Federasyonu ve Uluslar arası Eğitim Teşkilatı aracılığı ile propaganda etmiştir. Aliyev bununla da yetinmemiş, Birlik Kilisesi’nin lideri Mun’un yazdığı “Allah’ın Prensipleri” adlı kitabı Azerbaycan Türkçesine tercüme ettirerek yayınlanması için Birlik Kilisesi’nden 23 bin Dolar para almış, ancak bazı teknik sorunlar nedeni ile bu görevini yerine getirememiştir.
Papa 2003 yılında Azerbaycan’ı ziyareti sırasında Hıristiyanlar/Katolikler için ibadet özgürlüğünün arttırılması yönünde görüşlerini dile getirmiş ve Bakü’de Katolik Kilisesi’nin inşa edilmesi için izin almıştır. Azerbaycan’da Katoliklerin sayının az olmasına rağmen, bir kilise inşaatı için karar alınması halinde, organize bir çalışmanın söz konusu olduğu düşünülmektedir.
Azerbaycan’da faaliyet gösteren misyonerler sadece kendi dini görüşlerini propaganda etmemekte, aynı zamanda Şii ve Sünni ihtilafını da tahrik etmekte ve bu konuda da başarılı olmaktadırlar. Azerbaycan için bir başka önemli sorun yabancı ülke diplomatlarının da özellikle de din konusunda Azerbaycan’ın iç işlerine, müdahale etmeleridir. Örneğin, Norveç’in Azerbaycan Büyükelçisi, Stenyar Gil, Şii ve Sünniler arasında yaşanan bir anlaşmazlık nedeniyle Cuma Mescidi’ne toplananlarla görüşürken “Siz kölesiniz, haklarınızı bilmiyorsunuz” diyebilmektedir. Gil’in bu tür bir açıklama yapması Azerbaycan’ın iç işlerine müdahale anlamına gelmektedir. Maalesef, ne Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı yetkilileri ne de sivil toplum kuruluşları Gil’in yukarıdaki ifadeyi kullanmasıyla diplomatik yetkisini zorladığını kendisine hatırlatmamıştır.
Misyoner teşkilatları özellikle aşağıda belirtilen sosyal kesim üzerinde propaganda faaliyetlerini yoğunlaştırmaktadırlar:
- Ciddi ekonomik sıkıntı içinde bulunan yoksul kesim,
- Dağlık Karabağ Savaşı sonucunda göçmen konumunda olan ve sosyo-psikolojik bunalım sonucu kimlik arayışı içinde bulunan kesim,
- Rusça konuşan ve Rusça dini eğitim almayı tercih eden zengin Müslüman kesim,
- Yurtdışında üniversite, yüksek lisans veya doktora eğitimi almak isteyen genç ve eğitimli kesim,
- Ulusal güvenliği zayıflatmak için Azerbaycan Ordusunda subay ve erlerden oluşan kesim.
Misyonerlerin yaptıkları hesaplamalara göre Azerbaycan nüfusunun yüzde 25’ne Hıristiyanlık kabul ettirilebilirse, iki kuşak sonra nüfusun tamamına yakını Hıristiyanlaşacaktır. Bugün, Hıristiyan misyoner organizasyonları tarafından yapılan bu hesaplar üzerinde ciddi şekilde düşünmek gerekmektedir. Ancak bu konuda yapılan araştırmalar, misyoner faaliyetlerinin kontrol edilmesi ve karşı propaganda bağlamında ciddi bir çalışmanın söz konusu olmadığını göstermektedir.
Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünün sağlanamadığı, milli değer ve ulusal hedeflerinin henüz milli bilince yerleşme sürecinin tamamlanmadığı bu ortamda yasadışı misyoner faaliyetleri durdurulmasa ve kontrol edilemezse, uzun vadede ulusal çıkarları ciddi tehlike ile karşı karşıya kalacaktır. Ermenistan ve Rusya’da Yehova Şahitleri’nin faaliyetinin yasaklanmasını ve başka misyoner teşkilatlarının da faaliyetlerinin büyük ölçüde sınırlanmasına sessiz kalan ABD ve Avrupa ülkeleri, Azerbaycan’da bu konuda yapılan yasal düzenlemelere de itiraz etmektedir.
Azerbaycan’da halkın misyoner tuzaklarına düşerek din değiştirmemesi, İslam dinine sahip çıkılması ve ulusal güvenliğin korunması için aşağıdaki şu tedbirler alınmalıdır:
- Okul müfredatlarına İslami bilgi veren dersler verilmeli,
- Camilerde halka verilen dini bilgi seviyesi yükseltilmeli,
- Misyonerleri faaliyetleri daha sıkı kontrol edilebilmeli,
- Sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel tedbirler arttırılmalıdır
Müəllif hüquqları qorunur. Saytın materiallarına və bizim istinad etdiyimiz materillara qismən və tamamilə istinad edildiyində mənbə mütləq göstərilməlidir. |



Comments
RSS feed for comments to this post