|
26 January 2012
Dr. Hatem Cabbarlı, Avrasya Güvenlik ve Strateji Araştırmalar Merkezi Başkanı 24.01.2012
23 Ocak 2012’de Fransa Senatosu sözde Ermeni soykırımını inkar edenlerin cezalandırılması hakkındaki kanunu kabul etti. Kanun, Senato’da görüşülmeden önce durum şu şekilde olmuştur:
Karşı olanlar;
- 48 sandalyeye sahip Yeşiller Grubu ve 16 sandalyeye sahip Demokratik Sosyal Avrupa Birliği;
- 31 sandalyeye sahip Merkezi Grup.
Destekleyenler;
- 130 sandalyeye sahip Sosyalist Parti. 2001, 2006 ve 2011 yıllarında Ermeni tekliflerini sunmuştur;
- 132 sandalyeye sahip UMP.
Ancak durum beklendiği gibi olmadı. Tasarıya karşı oy verecekleri tahmin edilen senatörler oturuma katılmadı veya katılmamaları için baskı uygulandı. Sonuçta Fransa Parlamentosu’na Marsilya Milletvekili Valeria Boyer tarafından getirilen yasa, oturuma katılan 50 milletvekilinden 32’sinin ‘evet’ oyuyla kabul edildi.
Böylece Fransa Cumhurbaşkanı Nikola Sarkozy ikinci defa Cumhurbaşkanı olmak için Ermeni vatandaşların oyunu garanti altına almış oldu. Aynı zamanda bu kanuna destek veren Meclis ve Senato üyeleri de koltuklarını bir sonraki seçim için korumayı başardılar.
Yasa Senato’da tartışılmadan önce Fransız Senatosu Kanunlar Komisyonu, 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının reddedilmesini suç sayan ve Meclis’te kabul edilen yasa teklifinin Senato’nun gündeminde incelenmeye alınmamasını öngören değişiklik önergesini kabul etmişti. Kanunlar Komisyonu’nda yapılan oylamada, yasa teklifinin incelenmeye alınmamasını öngören değişiklik önergesi 9’a karşı 23 oyla kabul edilmişti. 4 Mayıs 2011’de de Fransa Senatosu konuyu müzakere ederken, bir Sosyalist senatör tarafından getirilen aynı yöndeki yasa teklifi, Genel Kurul’da incelemeye alınmamasını öngören değişiklik önergesinin kabulüyle gündemden düşürülmüştü. Bir diğer önemli gelişme de, Fransa Senatosu Anayasa Komisyonu’nun Ermeni yasa teklifinin kabul edilemez olduğu yönünde görüş bildirmesidir. Ancak yasaya karşı olanların girişimleri sonuçsuz kaldı.
2015 yılının sözde Ermeni soykırımı iddialarının 100. yıldönümü olduğu hatırlanacak olursa, önümüzdeki üç senede bu konunun diğer devletler tarafından da gündeme getirilme ihtimali her zaman vardır. Bu bakımdan Türkiye’nin Fransa karşısında geri adım at(ma)ması önümüzdeki üç yılda benzeri yasaların diğer devletler tarafından gündeme getirilip getirilmeyeceği konusunda belirleyici olacaktır.
Türkiye devleti ve kamuoyu Fransa’ya sadece itirazlarını bildirerek her hangi bir başarı elde edemez. Fransa Meclisi’nde inkar yasası kabul edildikten sonra Fransa’nın da bazı siyasi çevrelerinden, sivil toplum kuruluşlarından buna karşı itiraz sesleri yükseldi. Fransa Senato Başkanı Jean-Pierre Bel, Avrupa Parlamentosu eski Başkanı Jerzy Buzek, eski Kültür Bakanı Jack Lang, İstanbul Yahudisi Fransız senatör Esther Benbassa, Senatör Nathalie Goulet, eski Adalet Bakanı, Anayasa Konseyi eski üyesi Robert Badinter, Fransa’nın en büyük ikinci bankası Societe General ve organizasyon firması GL Events, Le Fıgaro gazetesi ve diğer kurumlar bu kanuna itiraz edenler arasındadır. Türkiye bu kişi ve kurularlarla ciddi işbirliği içerisinde olmalı, itiraz eden diğer kesimleri de tek platformda toplayarak Fransa genelinde lobi faaliyetlerini genişlendirmelidir. Bunun için maddi ve manevi olarak hiç bir şeyden kaçınmamalıdır.
Bu güne kadar Türkiye Hükümeti Fransa’ya karşı somut bir tepki göstermedi ve bunu anlamak mümkün değildir. Yapılan açıklamalar ise yetersiz kaldı.
Milliyet gazetesinin verdiği bilgiye göre, kulislerde Fransa’ya yönelik 2. etap yaptırım arasında şunlar tartışılıyor:
- Uluslararası bütün hukuki yollar aranacak;
- Yaptırımlar geçici değil kalıcı olacak;
- İlk kararda kısa bir süreliğine geri çekilen Türkiye’nin Fransa Büyükelçisi’nin bu defa kalıcı olarak daha uzun süre geri çekilmesi;
- İsrail’e olduğu gibi diplomatik ilişkilerin en az seviyeye indirilmesi;
- Kamu ihalelerine Fransız firmalarının kesinlikle alınmaması;
- Türkiye’nin Fransa’daki askeri ataşesinin geri çekilmesi, Fransa’nın Ankara’daki askeri ataşesinin akreditasyonunun iptal edilmesi;
- Türk hava sahasının Fransız askeri uçaklarına kapatılması;
- Türk kara sularının Fransız askeri gemilerine kapatılması.
AKP Hükümeti’nin Fransa’ya karşı birinci etap yaptırımlarının neler olduğu bilinmeden ve bu yaptırımların Fransa’da hafif rüzgar kadar hissedilmemesine karşılık, ikinci etabın uygulandığında tsunami etkisi vereceğini düşünmek saflık olurdu. Zaten 2. etapta öngörülenlerin uygulanıp uygulanmayacağı bile kesin değildir.
Fransa’da yaşayan ve vatandaş olan Türklerin sayısı Ermenilerden fazladır. Türkiye bu gruba yönelik faaliyetine canlılık kazandırmalı, özellikle yerel ve merkezi seçimlerde Türklerin daha aktif katılmalarını sağlamalı, siyasi ve ekonomik alanda öne çıkan Türkleri her açıdan desteklemek için gereken neyse onu yapmalıdır. Dar çerçevede hayata geçirilen propaganda faaliyeti istenilen sonucu vermeyecektir. Türkiye bu alanda mevsimlik değil, çalışmalarına sürekli devam ederse ciddi başarılar elde edebilir.
NOT:
Fransa Senatosu bu kanunu onaylarsa, “felaket senaryosu” gibi görünse de, ileride Ermenistan ve Ermeni diasporasının lobi çalışmaları sayesinde Fransa, 1988’de Azerbaycan’ın Sumgayıt kentinde ve Ocak 1990’da Bakü’de gerçekleşen kanlı olayları da Ermeni ‘soykırımı’ olarak kabul edebilir. Zira tarih, hukuk ve siyaset birbirilerine o kadar karışmıştır ki hangisinin öncelik taşıdığı belli değildir.
http://www.1news.com.tr/yazarlar/20120125110948406.html
Müəllif hüquqları qorunur. Saytın materiallarına və bizim istinad etdiyimiz materillara qismən və tamamilə istinad edildiyində mənbə mütləq göstərilməlidir. |


